Siteyi Tavsiye Et
 
 
Giriş Sayfası Olarak Ayarla
 
Sık Kullanılanlara Ekle  
 
Anasayfa   Açıklama   Kitap Siparişi   Linkler & MP3   Radyo   Soru-İrtibat  
 
 
 
 
 Ana-Baba Hakkı
 Koca Hakkı
 Hanım Hakkı
 Evlat Hakkı ve Terbiyesi
 Evleneceklere Öğütler
 Evlilik, Nikah-Boşanma
 Evlilik ve Aile ile ilgili
 Dinde Örtünmenin Yeri
 Saglık Tavsiyeleri
 Görgü Kuralları
 Kıssadan Hisse
 
 
 
Hicri
 
Günün Sözü
 
 
  Türkiye Çocuk Dergisi  
     
  Yemek Zevki Dergisi  
     
   
 
   
 
İnsanın kıymeti
Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Bu dünyada herkesin kıymeti, kıymet verdiği şey kadardır. Dinimize, din büyüklerimize kıymet veren, asırlar geçse yine sevilir, hatırlanır, unutulmaz. İşte, Ehl-i sünnet âlimlerinin bu kadar çok sevilmesi, anılması, hatır gönül için değil, kalbden gelen sevgiden dolayıdır. Yani Allah rızası için sevilmekten ileri gelmektedir. Âhirete kıymet verenler, âhiret sonsuz olduğu için, daima kıymetli olarak anılır. Geçici dünya hayatına kıymet veren ise unutulur gider. Mesela Kadı Muhammed Zahid hazretleri, Silsile-i aliyye büyüklerindendir. Öyle, türbesi falan yok. Üstünde birkaç taş olan bir kabri var. Binlerce kilometre uzakta olmasına rağmen, kabri ziyaret edilerek feyizlere kavuşuluyor.

Hasan-ı Basri hazretleri, Tabiîn’in büyüklerindendir. Büyükleri tanımadan önce, gençliğinde, çok müthiş bir tüccarmış. Çok az kârla çok mal satarak, kısa zamanda zengin oluyor. Kanaatkârlık yok. Diyar diyar gezerken, bir gün yolu Kayseri’ye düşer. Orada çok acayip bir manzarayla karşılaşır. Meydana som altından dört direk dikilip, üzerine yine som altından bir platform yerleştiriliyor. Çok süslü bir tabut getirip üzerine konuyor. O beldenin eşrafı ve halkı, cenazenin etrafında toplanıp, tabutun etrafında dönerek, kendilerini yerden yere vuruyorlar. Büyük bir matem var. Hasan-ı Basri oradakilere, (Burada neler oluyor?) diye soruyor. (Kralın oğlu öldü, ama bu sıradan biri değildi. Genç, çok yakışıklı, müthiş ata binebilen, çok kuvvetli silahşordu. Hastalandı, saltanatına ve zenginliğine rağmen çare bulunamadı, sonunda öldü) diyorlar.

Hasan-ı Basri düşünceye dalıyor. (Çok zengindi, gençti, çok yakışıklıydı, her şeyi vardı, ama sonunda ölümden kaçamadı) diyor. Basra’ya dönüyor, (Anladım ki, bu kadar servetimin, bu gençliğimin, hastalandığım zaman bana hiç faydası yok. O hâlde bana faydası olacak şeye yapışmalıyım) diye düşünüyor. Malının hepsini fakirlere dağıttıktan sonra, bir dergâha giriyor. Süpürgeyle temizliğe başlıyor. Hasan-ı Basri olarak giriyor, çıkarken Hasan-ı Basri hazretleri oluyor. Yani dünyayı terk ettiği zaman, kendisine hazret denilen büyük bir zat oluyor. Eğer dünyaya düşkün olarak kalsaydı, hiçbir zaman, hiçbir şekilde, hiçbir kimse tarafından anılmaz, unutulurdu. Ama Hasan-ı Basri hazretleri olunca, asırlar geçtiği hâlde yine hatırlanıyor, kendisinden sevgiyle bahsediliyor.
 
 
Yazdır   Arkadaşına Gönder
 
 

 
     
 
Güncellenme Tarihi
18 Mayıs 2024 Cumartesi
Sitemize yeni soru-cevaplar eklenmekte ve hergün güncellenmektedir.
Sitemizdeki bilgilerden, orijinaline sadık kalmak şartıyla, alınıp istifade edilebilir.
Ziyaretçi Sayısı