Ana Sayfa Yap   |   Favorilere Ekle   |   
Arama:


Bütün Yazıları


Narın faydaları ve demir eksikliği

Nefes darlığına Karayemiş

Nefes darlığına Keçiboynuzu

Okul hastalıkları için şifa reçeteleri

Osteoporozla mücadele çocuklukta başlamalı

Ostrojen meme kanseri yapmıyor

Ödemi hafife almayın

Papatya ile gelen sağlık

Pekmez, kansızlık için en iyi ilaç

Peynir suyu İLAÇ gibi

Polenler uykunuzu bölmesin

Posalı besinler kanseri önlüyor

Prostat kanseri ve domates

Prostat ve rahim kanserine lahana

Rahat bir uykunun yolları

Ruh haline göre seçilecek besinler

Sağlığımıza kuru destek

Sağlığımızın anahtarı Antioksidanlar

Sağlık için posa

Sağlık ve vitamin topu greyfurt


1 2 3 4 5 6 7 8 9

 

Arkadaşına gönder
 
Print almak için

Yazı boyutunu büyütmek için     

Narın faydaları ve demir eksikliği

Kıymetini bilmediğimiz gıda maddelerinden biri de NAR... Kabuğundan çekirdeğine, tanesinden şurubuna kadar her yönüyle bir şifa kaynağı olan narın en bol bulunduğu mevsimi yaşıyoruz. Halk kültürümüzde, manilere ve muammalara konu olan nar, nedense mutfağımızda ve sağlıklı beslenme alışkanlıklarımızda hak ettiği yeri alamamıştır.

Oysa, antioksidanlar yönünden son derece zengin olan nar, bu özelliği ile vücudumuzu kansere karşı bir kalkan gibi korumaktadır. Ayrıca kalp, mide ve sindirim sistemimiz için de son derece yararlı bir meyvedir.


10 bardak yeşil çaya bedel
Bol miktarda potasyum ve C vitamini içeren nar, kansere karşı koruyucu antioksidanlar yönünden de oldukça zengindir. Nar suyundaki antioksidan miktarının, yeşil çay, kızılcık ve portakal suyuna göre kat kat fazla olduğu belirtiliyor. Mesela;1 bardak nar suyu, 10 bardak yeşil çaya, 4 bardak kızılcık suyuna ve 3 bardak portakal suyuna eşit miktarda antioksidan madde içermektedir.

Vücudu, özellikle de kalbi güçlendiren nar, mide ve bağırsak bozukluklarında büyük yarar sağlıyor. Kabukları kaynatılarak içildiğinde bağırsak kurtlarını düşürüyor, ishali kesiyor. Vücudu zayıf olanlara da direnç veriyor. Ayrıca bir çay bardağı suya 2 kaşık nar ekşisi koyup içildiğinde mide ağrılarına ve bağırsak bozukluklarına çok iyi geliyor.


Potasyum deposu
Biliyorsunuz; başta aşure ve güllaç olmak üzere birçok tatlının üzerine serpiştirilen nar, hem görüntü hem de lezzet açısından nefis olmaktadır.

Narın besin değerine gelince:
Yağ ve proteinin hemen hemen hiç bulunmadığı nar, tam bir potasyum deposudur. 100 gram narda, 250-300 mg. potasyum bulunmaktadır. Aynı miktarda narın kalori değeri ise 63 mg’dır. Ayrıca; 0.5 gr. protein, 8 mg. fosfor, 3 mg. kalsiyum, 0.3 mg. demir, 3 mg. sodyum, az miktarda A vitamini, 0.03 mg. B1 vitamini, 0.03 mg. B2 vitamini, 0.3 mg. B3 vitamini ve 4 mg. C vitamini bulunmaktadır.


Bereket sembolü
Eski zamanlardan beri bereketin ve bolluğun sembolü olarak kabul edilen narın anavatanının Kuzey Afrika, Batı Asya ve Akdeniz ülkeleri olduğu tahmin edilmektedir. Bugün Amerika’dan Japonya’ya Afrika’dan Kafkaslara kadar her tarafta yetiştirilmektedir. Tarihi kaynaklarda, Fenikeliler ve Mısırlılar tarafından büyülü ve kutsal olarak kabul edilen narın ayinlerde kullanıldığı yazılmaktadır.

Osmanlı dönemine ait “Tababet” kitaplarında ise nar, endişe ve huzursuzluğun en önemli ilaçlarından biri olarak yer almaktadır. Ve yine o dönemlerde, ziyafet sofralarının sonunda, hazmı kolaylaştırsın diye nar suyu ikram edildiği yazılmaktadır.


Birçok derdin devası olan meyve
Mideyi kuvvetlendirmede ve vücuttaki zehirli toksinleri atmada önemli katkısı olan nar, meyve olarak yenmesinin yanında pekmezi ve şerbeti yapılır, reçel olarak tüketilir, öz suyu çıkarılarak içilir. Kısacası şifa kaynağıdır. İşte faydalarından bazıları:


Bağırsak tenyası:
Nar ağacının kökünün kabukları ya da nar meyvesinin kabukları, kaynatılıp balla tatlandırılarak sabah aç karnına içilirse, ihtiva ettiği pelletlerinler parazitleri öldürür.


İshal:
Nar meyvesinin kabukları kaynatılıp, balla tatlandırılarak soğuk olarak içilmesi ishale iyi gelir.


Kusma ve mide bulantısı:
Ekşi nar veya ekşi nar pekmezi yenmeye devam edilir.


Ağız yarası:
Ekşi nar suyu balla tatlandırılarak, ağız gargara yapılır.


Mide iltihabı:
Her gün düzenli olarak ekşi nar pekmezi balla tatlandırılarak aç karnına yenir.


Hazmettirici:
Nar yemeklerden sonra yenirse yemeği hazmettirir.


Mide kuvvetlendirici:
Narı veya içindeki beyaz etli kısmı yemek mideyi kuvvetlendirir.


Diş etlerini kuvvetlendirici:
Nar ve nar kabuğu devamlı yenmeye devam edilirse diş etlerini kuvvetlendirir.


Kalp çarpıntısı:
Nar suyu içmek kâlp çarpıntısını giderir.


Yara ve iltihaplar:
Nar pekmezi yaralar ve iltihaplara sürülür.


Prostatın kansere dönüşmesini önler
Amerikalı bilim adamları, nar suyunun prostat kanseriyle mücadelede önemli bir silah olarak kullanılabileceğini belirtiyor. Wisconsin Üniversitesi’nde görevli bilim adamı Hasan Mukhtar başkanlığındaki ekibin yaptığı araştırmada, nar suyunun kanserin ilerleme hızını yavaşlattığı, nar suyu miktarı arttıkça yavaşlamanın daha da belirgin hale geldiği tespit edildi. Mukhtar ve ekibi, insanlardan alınan prostat kanseri hücreleri üzerinde laboratuvarda yaptıkları deneylerde nar suyunun olumlu etkisini gözlemlediler. Daha önce yapılan araştırmalarda da; antioksidan yönünden zengin olan narın, ciltteki tümörlerin büyümesini yavaşlattığı belirlenmişti.


Kalp ve damar sağlığının hizmetinde
Kalbinizin sağlığını korumayı elbette istersiniz. Uzmanlar, kalp sağlığının korunması için neler yapılması gerektiğini sık sık hatırlatıyorlar. Bizim de size küçük bir tavsiyemiz olacak. Her gün bir bardak taze sıkılmış nar suyu için. Narın geçmişi neredeyse insanlık tarihi kadar eski. En önemli özelliği ise damarlarda biriken yağ parçacıklarını eritip yok etmesi. Bunun için her gün bir bardak nar suyu yeterli olacaktır. Dahası narın antioksidan deposu olması kalp hücrelerinin sağlıklı kalması konusunda da önemli rol oynuyor. Narın suyunu içmek yerine tanelerini de yiyebilirsiniz. Kısacası kalbinizin hatırı için narı mutfağınızdan eksik etmeyin.


Gribe doğal çözüm

Havaların soğumasıyla birlikte grip hastalığı konusundaki uyarılar da başladı. Bu uyarıcılar kervanına biz de katılalım... Grip, sonbahar ve kış aylarında salgınlar yapan bir enfeksiyon hastalığıdır.

Hastayı yatağa düşürecek şiddette şikayetlerle seyreden grip, 40 dereceye varan yüksek ateş, genel vücut kırgınlığı, şiddetli bel, eklem ve kas, baş ağrısı ve aşırı halsizliğe yol açar. Bunun yanı sıra burun tıkanıklığı olmadan akıntı ile kuru ve uzun süreli öksürük görülür.

Soğuk algınlığı, nezle, öksürük ve grip gibi rahatsızlıkların arttığı bu mevsimde, vücut direncini doğal yollardan artıracak ve enfeksiyonlarla mücadelede vücuda yardımcı olacak bir beslenme şekli uygulamalıyız. Bunun için özellikle C ve E vitamini yönünden zengin besinlere ağırlık vermeliyiz.

C vitamini; soğuk algınlığına karşı vücut direncini artıran güçlü bir antioksidanlar içermektedir. Bu sebeple C vitamininin bol bulunduğu limon, portakal, domates, maydanoz, kırmızı ve yeşil biber, kırmızı lahana, karnabahar, kereviz, yeşil pancar yaprağı, kuşkonmaz, fasulye, bakla, bamya, turp, tere otu, taze soğan, börülce, bezelye, sarımsak, pırasa, pazı, yer elması, karpuz, çilek, ayva, elma ve muz gibi sebze ve meyveler bol bol tüketilmelidir.

E vitamini de, güçlü bir antioksidandır ve C vitamininin etkisini artırır. Sebze yağları, hububatlar, hurma, marul, sığır eti, tereyağı, ceviz, yer fıstığı, yumurta sarısı, balık, kasaplık hayvanların iç organları E vitamini yönünden zengin besinlerdir.


Şifalı formüller
Gribe ve soğuk algınlığına karşı kolayca uygulayabileceği şifalı formüllerden de yararlanabilirsiniz. İşte bunlardan birkaçı:

* Bir litre suya bir kahve fincanı kuru papatya, bir çorba kaşığı nane ve bir çorba kaşığı kekik konur. 10-15 dakika kaynatılır. Kaynama sırasında çıkan buharı solunur. Demlendikten sonra süzülür. Elde edilen çay, sabah, öğle ve akşam olmak üzere günde 3 defa sıcak sıcak içilir. Gerekirse şeker veya balla tatlandırılabilir.

* Her öğlen, bir tane mandalina, kabuğu soyulmadan fırında pişirilir. Soyulmadan, sıcak sıcak yenir.

* 4 bardak suya 3 çorba kaşığı kuru nane ve bir limonun kabukları konur. Kaynatılıp süzülür. Günde 3 kere birer su bardağı sıcak sıcak içilir.


Demir eksikliği zeka düzeyini düşürüyor
İngiliz bilim adamları, özellikle kız öğrenciler arasında yaptıkları araştırmalarda, vücuttaki demir oranının IQ (İntelligence Quotient) testi sonuçlarını etkilediğini tespit etmişler. 11-18 yaş grubu genç kızlar arasında yapılan araştırmalarda, vücutlarında demir seviyesi normal olanlar, düşük olanlara göre daha yüksek zeka örneği göstermişler ve derslerinde başarılı olmuşlar. Bilim adamları, çok az miktarda demir eksikliğinin bile, zeka düzeyini düşürdüğüne de dikkat çekmişler.

Yetişme, gelişme çağındaki gençler... Bu satırları okuduktan sonra niçin bol bol süt, peynir, yoğurt, sebze, meyve ve mısır yemeniz gerektiğini anladınız herhalde.

Gençler, derslerinizde başarılı olmak ve zekâ düzeyinizi yükseltmek istiyorsanız bol bol yoğurt, peynir, süt, meyve, sebze ve mısır yemeniz gerekiyor. Niye mi?.. Çünkü vücudumuzun en önemli yapı taşlarından biri olan demir eksikliğinin; gençlerde, özellikle de 11-18 yaş grubundaki genç kızlarda zeka ve başarı düzeyini düşürdüğü belirlenmiş. (14.11.2005)
 

Sitemizdeki bilgiler, bütün insanların istifadesi için hazırlanmıştır.
Orjinaline sadık kalmak şartıyla, izin almaya gerek kalmadan, herkes istediği gibi alıp istifade edebilir.